4K çözünürlüğü gerçekten görebiliyor muyuz?
4K çözünürlüğü gerçekten görebiliyor muyuz?

Televizyon üreticileri, içerik üreticileri ve elektronik zincirlerinin ultra-yüksek çözünürlük - 4K, UHD- ile ilgili çalışmalarına hız vermesiyle beraber, 4K gerçekliği daha fazla kendini belli etmeye başlıyor. Hem tüketiciler hem de görüntü sistemleri profesyonelleri için hayatın vazgeçilmezleri arasına giren 4K kullanım alanı, her geçen gün yeni bir TV, monitör ve projektör modeliyle genişliyor, her gün 4K'nın üstün özelliklerinden bahseden yeni bir yazı, yeni bir reklam görülüyor.

"4K gerçekten bir fark yaratıyor mu?

Bu baş döndüren promosyon bombardımana paralel olarak başka bir tartışma da yürütülüyor. Soru çok basit ama bir o kadar da temel: "4K gerçekten bir fark yaratıyor mu?

Birçok eleştirmene göre günümüz ortalama izleyicisinin evinde TV izlediği "yakın mesafeden UHD (4K x 2K) veya Full HD (2K x 1K) içerik izlemek arasında bir fark yok ve son dönemde bu yöndeki görüşlerin sesi giderek daha gür çıkıyor.

Aslında bu tartışma yeni değil. Benzeri bir tartışma, CRT ve plazma TV’lerde SD (standart çözünürlük) yerine HD çözünürlük kullanılmaya başlandığında da yaşanmıştı. Bu tartışmayı yeniden alevlendiren argüman ise insan gözünün bu çözünürlüğü ayırt edebilecek "keskinliğe" sahip olmadığı inancı.

Peki bu inanç ne kadar gerçeği yansıtıyor?  Bilimsel bir dayanak noktası var mı?

Ünlü Snellen Göz Tarama Testi'ne göre harfleri okuyabilmek/görebilmenin sınırı, 20/20 görüşe sahip kişiler için, 5 açısal dakika (1 açısal dakika 1 derecenin 1/60ı). Testteki harfler dikey olarak 5 piksele kadar ufalan boyutlara sahip, ki bu derece başına 60 piksele tekabül ediyor (60 ppd). Yani mükemmel görüşe sahip birisi bile derece başına 60 pikselden yüksek çözünürlükleri ayırt edemiyor. Hepimizin daha rahat anlayabilmesi için dijital bir kontekste oturtmak gerekirse, 4-inç ekrana sahip iPhone 5'in ekranı 308 piksel/inç çözünürlüğe sahip, yani 10-inç izleme açısında derece başına 54 piksel (ppd). Aynı rakam, daha yüksek çözünürlüğe sahip Galaxy 4'te 77 ppd.

Televizyon tarafında, Full HD çözünürlüğe sahip 56-inç boyutunda bir televizyon ve 90-inçlik (~2.3 m) ortalama izleme mesafesinde derece başına 62 piksellik bir değer söz konusu. Aynı boyutta 4K çözünürlüğe sahip bir ekran için ise 124 piksel. Bu bilgiler ışığında bakıldığında şüphecilerin haklılık payı varmış gibi gözüküyor. Full HD çözünürlüğe sahip bir televizyonun piksel yoğunluğu, 90 inç mesafeden bu televizyonu izleyen  ve mükemmel görüşe sahip  bir kişinin görebileceğinden (60 ppd) daha fazla. 

Ancak hikaye burada bitmiyor. Neden mi?

İlk olarak Snellen Göz Tarama Testi'ndeki harfler hareket etmiyor. İkincisi, TV'de izlediğiniz ve gerçek hayattaki sürekli imgeler olarak yaşamına başlayan "hareketli" görüntüler TV ekranında yer alan sabit pikseller tarafından bizlere yansıtılıyor. Kaba bir basitleştirme olacak, ancak gerçek hareketli görüntünün üzerine TV ekranındaki sabit piksel matrisinin oturtulduğunu/kaplandığını düşünün. Biz orijinal hareketli görüntüyü algılıyoruz, ancak aslında gördüğümüz söz konusu sabit piksellerdeki ışık titreşmelerinden ibaret. 

Şimdi... Piksel yoğunluğu bizim pikselleri teker teker ayırt edemeyeceğimiz kadar yüksek olsa bile, görüntünün "hareket etmesinden" ötürü sabit piksellerde oluşan kalıntıları gözümüz görüyor olamaz mı? Pixelworks tarafından hazırlanan "Yüksek Çözünürlüklü Ekranlar ve Hareketli Görüntüler" başlıklı teknik rapora göre bu sorunun cevabı evet.

Bu konuda literatürde yer alan tüm bilgileri toplayan ve bunları insanlar üzerinde gerçekleştirilen yeni araştırmalardan edilen bilgiler ile birleştiren raporun vardığı sonuç, insan gözünün sabit pikselli bir ekran izlerken eriştiği "dinamik keskinliğin" Snellen Testi'nin ölçtüğü "pasif keskinliğe" göre çok daha yüksek değerlerde olduğu. Diğer bir deyişle yukarıda bahsedilen 60 ppd'lik değer sabit pikselli ekranlar ve dinamik görüntülerde yetersiz kalıyor. Raporun ulaştığı bir diğer sonuç ise piksellerin kesik/ayrık tabiatından ötürü oluşacak kalıntıları fark edemememiz için daha yüksek bir piksel yoğunluğunun gerekli olduğu. Raporun sonuç kısmında şu iki noktanın altı çiziliyor;

1. Sampling evresi etkileri de göz önünde bulundurulduğunda, algılanabilir piksel yoğunluğu limiti 60 pikselden 90 piksele çıkıyor.

2. Yaygın video işleme teknikleri, çözünürlüğü ne olursa olsun ekranın sabit pikselli yapısını görünür kılabiliyor. Neyse ki sabit pikselli samplingin etkilerini büyük ölçüde azaltacak alternatif yaklaşımlar mevcut. Bu yaklaşımlar Pixelworks raporunun yakında yayınlanacak devamında daha ayrıntılı olarak tartışılacak.

Diğer bir deyişle, Full HD ile UHD (4K) çözünürlük arasındaki fark, normal izleme mesafesindeki orta büyüklükte TV ekranlarında bile, insan gözü tarafından rahatlıkla fark edilebiliyor.

* Pixelworks kimdir?

Amerika, California merkezli Pixelworks video ve piksel işleme alanında faaliyet gösterip, yarı-iletken üretimi ve yazılım geliştirme yapmaktadır.

GERİ DÖN
  • Panasonic
  • NorthVision
  • LG
  • Philips
  • Christie
  • Christie Coolux
  • Optoma
  • Harkness
  • Projecta
  • Lite-Out
  • Orion
  • Claro
  • DepthQ

© Astel. Tüm hakları saklıdır.

Etiler Mahallesi Seher Yıldızı Sokak No:12-14 Beşiktaş / İstanbul