Projektörler Hakkında Merak Ettiğiniz ama Sormaya Çekindiğiniz Herşey
Projektörler Hakkında Merak Ettiğiniz ama Sormaya Çekindiğiniz Herşey

Uzun süredir hazırlandığınız büyük event hemen ertesi gün ve müşteriniz hazırlanan Power Point sunumunu yansıtmak için bir LCD projektör gerektiğini tam da şu an söylüyor. “O kadar da önemli bir şey olmasa gerek” diye düşünüyorsunuz. Hemen birkaç Profesyonel AV şirketini arıyorsunuz ve karşınızdaki kişiden daha önce hiç duymadığınız terimlerle dolu sayısız soru ile karşılaşıyorsunuz; lümenler, çözünürlükler, görüntü oranları, atım mesafesi, önden veya arkadan projeksiyon. Diyecek pek de birşeyiniz yok, ağzınızdan tek dökülen “bana normal bir projektör getirseniz yeterli” oluyor. “Normal” projektörünüz geliyor, hemen ardından da müşteriniz. Bir anda müşteriniz beraberinde getirdiği Macbook’un projektöre bağlanması için bir adaptöre ihtiyacı olduğunu ve Power Point sunumunun içine gömülü Full HD videoları “normal” projektörünüz ile oynattığınızda ortaya çıkan görüntünün tek kelime ile “korkunç” olduğunu farkediyorsunuz. Benzer bir deneyim ile yakın zamanda karşılaştıysanız artık projektörler ile ilgili biraz daha bilgi edinmenin vakti gelmiş demektir.

Lümen: Parlaklık için kullanılan afili bir terim

Projektörlerin en önemli 2 özelliğinden birisi parlaklıklarıdır. Bir projektörün parlaklığı, lambasının ürettiği ışığın lümen cinsinden gücüyle ölçülür. Basitçe projektörün lümeni ne kadar yüksek ise parlaklığı da o kadar yüksektir. Benzer fiyat ve özelliklere sahip projektörler arasında seçim yaparken yüksek lümenli olanı seçmek çok daha mantıklıdır çünkü yüksek lümenli projektörünüzü arzu ettiğiniz daha düşük parlaklıkta çalıştırmanız mümkünken, düşük lümenli projektörünüzde bunun tam tersi mümkün değildir.

Spektrumun en dibinde 1000-2500 lümene sahip projektörler yer alır. Hiç ışığın sızmadığı tamamen karanlık bir odada 1000 lümen projektör yeterli olabilir. Yani önemli bir kriter de projektörünüzün, bilgisayarınızdan, DVD/BR oynatıcınızdan, kameranızdan aldığı görüntüleri yansıtırken aşmak zorunda olduğu “ortam aydınlığı”. Projeksiyon yapacağınız ortama ne kadar fazla ışık sızarsa, ekranda tatmin edici bir görüntü elde edebilmek için ihtiyaç duyulan lümen de o kadar artar. Sıkça dillendirilenin aksine, projeksiyon ekranının büyüklüğü – şayet 3.5 metreden büyük dev ekranlardan bahsetmiyorsak – çok da önemli değildir.

Orta ölçekli projektörler 3500 – 5000 lümen arası bir parlaklığa sahiptir. Bunlar iyi aydınlanmış bir konferans odası veya otel toplantı salonu için yeterli ışık gücüne sahiptir. Kaldı ki sunum yapıldığı sırada oda ışıkları zaten kısılacaktır. 7500 – 10000 lümen parlaklığındaki büyük event projektörleri yüksek parlaklıklı, gün ışığının da mevcut olduğu çok aydınlık ortamlarda veya 3.5 – 4 metreden büyük dev bir perdeye/yüzeye projeksiyon yapıldığı zamanlarda kullanılır.

 

Projeksiyonda Yüksek Netlik için Çözünürlük ve Görüntü Oranı

HD video teknik olarak 1280 x 780 (WXGA) ve üstünde çözünürlüğe sahip video içeriğe verilen addır.

SVGA - - - - 800 x 600 - - - - 4:3 (Standard Definition)

XGA - - - - - 1024 x 768 - - - 4:3 (Standard Definition)

WXGA - - - - 1280 x 720 - - - 16:9 (High Definition)

WXGA - - - - 1280 x 800 - - - 16:10 (High Definition)

FHD - - - - - 1920 x 1080 - - - 16:9 (Full High Definition)

WUXGA - - - 1920 x 1200 - - - 16:10 (High Definition)

Atım Oranları

İş ve ev yaşantımızın çoğu anında kısıtlı alan sorunu ile karşılaşıyoruz. İş yerimizde, odamızda, düzenlediğimiz eventte tüm yerleşim planını detaylıca düşünüyoruz – sandalyeler nereye konulacak, masa nerede duracak, projeksiyon perdesi nereye asılacak hepsine planımızda yer veriyoruz. Ancak projektörün durduğu yer ile projeksiyon perdesi arasındaki mesafe planlarda hep atlanıyor ya da düzgün hesaplanamıyor. İşte kısa atım, önden projeksiyon, arkadan projeksiyon gibi kavramlar da bu durumlarda devreye giriyor. Önden projeksiyonda perdenin önüne yerleştirilen projektör gözle görülür bir yerde olurken, arkadan projeksiyonda perdenin arkasına yerleştirildiğinden kullanıcılar ve izleyiciler tarafından görülemiyor. En profesyonel ve temiz görünümler arkadan projeksiyon ile elde ediliyor ancak alan kısıtlamasından dolayı her mekan buna uygun değil. Dolayısıyla, hele de alanımız darca ise, aranılan projektörün kısa atımlı bir lense sahip olmasına dikkat etmemiz gerekiyor.Lensin atım oranı ne kadar düşük ise o kadar kısa bir mesafeden projeksiyon yapılabilir. Değiştirilebilir lense sahip projektörlerin üzerinde genelde 1.65:1 benzeri atım oranlarına sahip bir lens bulunmakla beraber, 0.8:1 oranına kadar düşen lensler de mevcut.

Örneğin 1.65:1 atım oranına sahip bir lens ile 3 metre büyüklüğünde bir ekran açmak için 4.95m (1.65 x 3m) mesafeye ihtiyaç duyulur. Öte yandan 0.8:1 atım oranına sahip lensi olan bir projektör ile bu mesafe 2.4 metreye düşer, yani neredeyse yarılanır. Alanın kısıtlı olduğu uygulamalarda ultra kısa-atım projektörler de imdadımıza koşabilir. Bu özel cihazların atım oranı 0.48:1’e kadar düşebilir, ancak genelde zoom özellikleri olmaz ve lensleri değiştirilemez.

Projektörünüzü Bilgisayarınıza Bağlamak İçin Tüyolar

Ne amaçla ihtiyacımız olursa olsun – sinema, sunum, event, vs - projektör ile bilgisayarımızı birbirine bağladığımızda en iyi sonucu almak için yapmamız gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz.

1.      Her zaman önce projektörü çalıştırın.

2.      Bilgisayarı çalıştırmadan tüm kabloları bağlayın.

3.      Bilgisayar uyku modunda olmamalı, tamamen kapalı olmalı.

4.      90% ihtimal ile bilgisayar açılırken otomatik olarak projektöre bağlanacaktır.

5.      Kullanım bittikten sonra projektörü kapayın ancak cihazın kendini soğutması için prizden çekmeden önce yaklaşık 5 dakika kadar bekleyin. 

GERİ DÖN
  • Panasonic
  • NorthVision
  • LG
  • Philips
  • Christie
  • Christie Coolux
  • Optoma
  • Harkness
  • Projecta
  • Lite-Out
  • Orion
  • Claro
  • DepthQ

© Astel. Tüm hakları saklıdır.

Etiler Mahallesi Seher Yıldızı Sokak No:12-14 Beşiktaş / İstanbul